Yüreğinden yaraladığı kızlardan biri, bir gün tanrılara yakararak Narkissos’un cezalandırılmasını istedi. “Başkalarını sevmeyen kendini sevsin” dedi yüce tanrılar. Ve yakışıklı mı yakışıklı ama bir o kadar da katı yürekli olan delikanlının cezalandırılması işini , adı haklı öfke demek olan Nemesis’e bıraktılar.

Nemesis’in görevini yerine getirmesi uzun sürmedi. Susayıp da duru bir pınara eğilince Narkissos, suda kendi yüzünü gördü. “Başkaları benim yüzümden ne acılar çekmiş şimdi anlıyorum” dedi. “Kendime karşı olan sevgimle yanıyorum ben. Suda yansıyan bu güzelliğe nasıl erişebilirim? 0 güzelliği bırakamam da. Yalnız ölüm kurtarır beni.” Böylece su kıyısında eridi gitti Narkissos. Canı ölüler ırmağını geçerken, suya eğildi, son bir kez baktı yüzüne. Eridiği yerde güzel, yepyeni bir çiçek açtı. Sevgilileri adıyla andılar onu, Narkissos (nergis çiçeği) dediler (Hamilton, ı996, s.6ı-62).

İşte mitolojideki o karakter; bu gün psikolojideki kendini aşırı sevme , aşırı güvenme ve büyük görme anlamına gelen Narsisizm’e  ismini verdi.

Bir yanda büyüklenmecilik ve başkalarını beğenmeme ,  bir yanda ise girişimcilik ve liderlik özellikleri ile gerek iş yaşamında gerekse özel hayatta sık karşılaştığımız , hatta toplumda özgüven ile de sık karıştırılan bir kişilik yapılanması Narsisizm .

Kendini iyi tanıyan, duygu ve düşüncelerini iyi yönetebilen, kendini ve çevresini seven kişileri “  Özgüvenli kişiler “ olarak tanımlayabiliriz. Başkalarını  ezmeyen , hor görmeyen , en iyiyi kendilerinin bildiğini iddia etmeyen kişilerdir. Yanlış yaptıklarında ders alır ve bir daha yapmazlar. Eksik yönlerini bilir, bunlarla kişiliğini olumlu yanlarıyla bütünleştirirler. Gerçekçi düşünceleri vardır. “Ben yapmam, ben başaramam “ gibi içsel olumsuz konuşmaları yoktur.  Evrene olumlu mesajlar gönderdikleri için de olumlu şeyler yaşarlar.

Narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler ise; büyük ve güçlü olma tutkusu, artmış takdir görme arzusu, yetki sahibi olma isteği içindedirler. Kendilerini çok önemli, çok yetenekli hissederler, zihinleri sürekli başarı kazanma ve önde olma ile meşguldür, kendilerini başkalarından üstün görürler, sürekli ilgi ve hayranlık görme ihtiyacı içindedirler. Eleştiriye karşı aşırı tahammülsüz ve empati yeteneğinden yoksundurlar.

Aslında içten içe yaşadığı ve üstesinden gelemediği ; eksiklik, değersizlik ve aşağılık duygularını bastırmak için kendilerine güveniyor rolü yaparlar. Kendilerini değerli hissetmek için başkalarını değersizleştirip dururlar. Benlikleri hep eksiktir. Başkasını ezerek ancak kendilerini sevebilir ve başkaları üzerinden kendi benliklerini inşa ederler. Yani o hep küçümsediği “ötekiler” olmadan ne yazık ki narsistik kişilik bozukluğu olan kişiler var olamazlar.

Oysa aynı kişiler; “dünyayı değiştirecek, anlam katacak vizyon”larıyla kendilerine ve tüm topluma yol açmaya, “bağımsız düşünme ve risk alabilmeleriyle” başarılı girişimlere, “tutkulu ve karizmatik” yapıları ile insanları etraflarında toplamaya, örgütlemeye ve örnek liderler olmaya, “azim ve bitmeyen öğrenme motivasyonları” ile gelişmeye, üretmeye ve toplumun refahına, “tehditler karşısında tetikte duruşlarıyla” sürekliliğe ve kalıcılığa, “mizah duyguları” ile mutluluğa aracılık edebilecek potansiyele sahiptirler.

İşte bu patolojik narsisizm ile sağlıklı narsisizm arasındaki ince çizgide kişiler, bir terapist eşliğinde iç dünyaları ile yüzleşip, kendilerini ve güçlerini keşfedebildikçe , içsel doyum sağladıkça   sağlıklı tarafta kalmayı başarabileceklerdir.
Diğer sayımızda iş hayatında Narsistik kişilik yapılanmasını nasıl tanırız ve ast- üst ilişkilerini nasıl etkiler sorularına cevap arayacağız…


Kategoriler:

Bireysel Danışmanlık | Kişisel Gelişim | Psikolojik Sorunlar