Var olan ilişkilerindeki problemleri masaya yatırıp, sorunları tespit edip, çözebilmek için çaba harcamak yerine susmayı tercih ediyor çiftler. Ya da susmayıp kanatırcasına acıtarak , suçlayarak kavga ediyorlar, önce saygı kayboluyor aralarında sonra da sevgi…

Özellikle kadınlar duygusal boşluk hissettiklerinde bu duyguyla baş etmekte zorlanıyorlar. Ya çok sık hastalanıyorlar, ya fazla alışveriş , aile , arkadaş gezmesi yapıyorlar ya da başka bir ilişkinin içinde kayboluyorlar.
Bazen kişilik yapı bozuklukları , bazen çocukluk çağı travmaları, bazen de evliliklerindeki ciddi problemler çiftlerin birbirlerini aldatmasına zemin hazırlıyor.

Oysa ki var olan ilişki için yeterince çaba sarf etmeden ya da tüm çabalara rağmen yürümeyen bir ilişkiyi bitirmeden başka bir ilişkiyi başlatmak karşıdakinin değil kişinin kendisini aldatmasıdır. Çünkü problemleri görmezden gelmek ya da yok saymak, sanki başka bir kişiyle ilişki yaşarsa tüm sorunların biteceğine inanmak kişinin kendisine söylediği koca bir yalandır.

Sadece aldatılan kişi değil, aldatan kişi de bir süre sonra kendisine olan inancını ve saygısını kaybetmeye başlar. “Eğer ben bu yalanları söyleyebiliyorsam başkaları da bana yalan söyleyebilir “ düşüncesi ile giderek insanlara olan güvenini yitirir, yalnızlaşmaya ve daha yüzeyel ilişkiler yaşamaya başlar.
İster duygusal, ister cinsel, ister sanal olsun her aldatma ilişkide derin bir iz bırakır. Ancak kötü giden bir ilişkiyi her şeye rağmen sürdürmek her iki taraf için de haksızlıktır.

Bu nedenle mutlaka gerçeklerle yüzleşilmeli ve her iki taraf da çözüm üretebilmelidir.


Kategoriler:

Aile Danışmanlığı | Evlilik Terapisi