Ülkemizde genç nüfusa sahip olmakla övünüyoruz. Bir ülke için genç nüfus demek; üretkenlik demek, ülke ekonomisi için heyecan demek, yeni projeler demek …
Ancak hala gençlere yönelik sağlam politikalarımız maalesef ki yok , her şey ailelerin inisiyatifine bırakılmış durumda . Ailelerin sosyoekonomik seviyeleri düştükçe , çocukları ile yaşadıkları problemlerin seviyeleri de artıyor.
Sonuç ortada ; artık gazetelerin 3. sayfalarından gençlerin şiddet ve suç haberleri hiç düşmemeye başladı.

Hiç merak ediyor musunuz, bir genç nasıl bir suç makinesi haline gelebilir? İçinde bulundukları bu kara kuyuya nasıl düşerler?

• Aile içinde yaşanılan problemler, şiddet içeren kavgalar, çocuklara yansır.
• Çocuğun sevgi ve güvenden yoksun büyümesi , onun huzursuz olmasına, duygularının olgunlaşamamasına neden olur. Giderek dürtü kontrol bozukluğu dediğimiz ; dürtüsel davranışların artmasına , dikkat problemleri yaşmasına neden olur. Bu da çocuğun ebeveyni ile ilişkisinin daha da bozar.
• Aile çocuğa karşı baskıcı yöntemler , ağır cezalar gibi etkin olmayan çözümler uyguladıkça, çocuğu bir kenara iter, ihmal ve istismar edilmeye başlanır.
• Sonuç olarak çocuk, yaşadığı sıkıntıyı ve duygularını adlandırılamaz. Hissettiği sıkıntı ile başa çıkmayı, makul hedefler koymayı öğrenemez.
• Okul öncesi yıllarda kötü deneyimler yaşayan çocukların ergenlik dönemine geldiklerinde eğitim hayatlarında zorluk çekmesi, akranlarına karşı agresif davranması , arkadaşlık ilişkilerini geliştirmekte zorluk çekmesi kaçınılmaz olur.
• Yaşadığı okul başarısızlığı derslerine olan ilgisinin daha da kaybolmasına, sorumluluklarından kaçmasına neden olur. Önceki yılarda evde yaşanan çatışmalara bir de okul başarısızlığı gibi yeni bir sorun eklenir.
• Aile çocuğun okul başarısızlığı ile nasıl başa çıkabileceğini bilemez, çocuktan beklentileri yükselir, giderek çocuğun okulla olan ilişkileri de bozulur. Bir süre sonra çocuk okul problemini dışlamaya ve ret etmeye başlar.
• Çocuğun tepkisel davranışları okul yönetimi tarafından desteklenemez bir hale gelir ve giderek “ümitsiz vaka” olarak değerlendirmeye başlanır, çözümü aile okuldan beklerken , okul da aileden beklemektedir.
• Ergenlik döneminde çocuk okuldan kaçmaya başlar. Artık ergenin hedefleri kaybolmuş, aileye ve toplumsal değerlere yabancılaşmıştır.

• Okulda arkadaşları tarafından sevilmedikçe , ret edildikçe kendisine uygun arkadaşlar aramaya başlar. Çoğu zaman da yaşça kendinden büyük kişiler ile arkadaşlık eder.

• Kurduğu arkadaşlıklar genelde kurallara uymayan , suça eğilimli gruplar olup, çeteleşme eğilimi yüksektir. Yaşı büyüdüğü ve çevresi geliştiği için, kendisi gibi ergenleri bulmakta zorlanmaz.

• Giderek çocuk kavga olaylarının içinde bulur kendini, enerjisini boşaltacak , kendini ifade edecek bir mecra bulmuştur kendine. Artık alkol, esrar , extasy gibi bağımlılık yapıcı maddeler ile karşılaşması , ummadığı kişilerden fiziksel, cinsel, psikolojik şiddet görmeye başlaması an meselesidir …

• Aile ise, artık ondan ümidi kesmiştir. Bir nevi teslim olmuşlardır. Onu izlemekten vazgeçer ve kendi haline bırakırlar. Bu da sorunun giderek çözümsüz hale gelmesine yol açar.

• Okul başarısızlığı bir yandan, arkadaşları tarafından itilmek bir yandan, evde uğradığı fiziksel ve psikolojik şiddet bir yandan genci sıkıştırdıkça , bütün problemlerini ilk öğrendiği yöntem olan ŞİDDET ile çözmek isteyecek ve geri dönüşü çok zor olan yollara sapacaktır…


Kategoriler:

Aile Danışmanlığı | Çocuk - Ergen Danışmanlığı